Pekmez; üzüm, dut, armut,.. gibi
meyve şıralarının kaynatılarak koyulaştırılması suretiyle elde edilen
siyah veya turuncu renkteki maddeye biz pekmez diyoruz.
Pekmez
halkımız tarafından sevilerek yenen besleyici bir gıdadır. Pekmezin en
çok yapıldığı meyve olan üzümde bol miktarda üzüm şekeri vardır. Bu
şeker kana çok kolay geçebildiği için besleyici ve kan yapıcı bir
özelliği vardır. Bu nedenle çocuklara ve kansızlık çeken hastalara çok
önerilen bir besindir. Özellikle Karadeniz bölgesinde yetişen kara
üzümlerimizi pekmez yaparak üzümün bu özelliğinden kışında istifade
etmeliyiz. Bu yıl kara üzümlerimizde fazla bir meyve olmadı. Bunun
sebebi ise gece ile gündüz arasındaki aşırı olan sıcaklık farkından
dolayı tozlaşma ( döllenme ) gerçekleşemedi. Tutmayan üzüm danelerinde
dökülmelerden olmuştur. Her yıl aynı olmaz tabiî ki, üzümüm bol olduğu
zaman da üzümün değerlendirme şekillerinden birisi de pekmez yaparak
değerlendirmektir. Ayrıca bölgemizdeki siyah üzümlerimiz ilaçsız ve
kimyasal gübresiz üretildiği için ayrı bir tat ve aromaya sahip olması
tüketici tarafından arzu edilen gıda maddesidir.
Pekmezi
kışın pekmez olarak tüketebileceğimiz gibi yoğurt, tahin, kaymak,
tereyağı hatta temiz kara katarak veya yazın sulandırarak şurup
(şerbet) halinde serinletici olarak ta içebilirsiniz.
Pekmez
yapımı için malzeme olarak kalaylı bakır kazana, çelik tencereye ve
delikli bez torbaya ihtiyaç vardır. İşleyeceğimiz üzümlerin sağlam
taneli ve olgun olmasına dikkat edeceğiz.
Üzüm pekmezi ekşi ve tatlı olarak istenilen şekilde yapılabilir.
Ekşi pekmez
yapılmak isteniyorsa, üzümler yıkandıktan sonra ayağına oldukça temiz
bir çizme giyen kişi tarafından güzelce ezilir ve şırası çıkartılır.
Çıkarılan bu şıra posasından ve tozundan ayrılmak için ince delikli
torbalardan ve ya ince delikli süzgeçten süzülür ve kaynama kazanına
aktarılır. Bu kapların genişliği fazla, derinliği az olmalıdır.
Örneğin; genişliği 70-100 cm. derinliği 25-30 cm.
olabilir. Elde edilen bu şıra bu yayvan kaba aktarıldıktan sonra kap
ateşin üzerine konulur ve kaynatılır. Kaynama esnasında pekmezin dip
tutup yanık kokusunun oluşmaması için devamlı karıştırılmalı ve
savrulmalıdır. Bu sırada kaynatma kabının kenarında ve şıranın yüzünde
toplanan kirli köpükler bir kepçe ile alınmalıdır. Pekmez kıvama
geldiğinde pekmezde kırmızı köpük oluşur ve ağdalaşma dediğimiz durum
gelir. Ayrıca reçellerde olduğu gibi çeşitli denemelerle de pekmezin
kıvama gelip gelmediğini anlayabiliriz.
- Tahta
bir kaşığı pekmeze daldırıp, pekmezden çıkardığımızda son damlayı temiz
bir tabağa damlattığımızda dağılmıyorsa pekmez olmuştur.
- Yine
tahta kaşık pekmeze daldırılıp, pekmezden çıkarıldığında son damlalar
kaşığın sadece bir yerinden değil de iki yerinden damlıyorsa pekmez
olmuştur.
-
Bundan sonra kazan ateşten alınır. Ekşi olarak imal edilen bu pekmez
bilhassa havaların sıcak olduğu yaz mevsiminde sulandırılarak
serinletici olarak içilir. Buna şerbet veya nardenk denir. Ateşten
alınan pekmez daha sonra temiz ve uygun şekildeki sırlı çömlek veya cam
kavanozlara konularak kullanılıncaya kadar temiz ve serin bir yerde
bekletilir.
- Tatlı pekmez
yapmak istiyorsak, tıpkı ekşi pekmezdeki gibi üzümüm şırası çıkarılır.
Tatlı pekmez yapımının ekşi pekmez yapımından farkı üzüm ve şıraya
pekmez toprağı yani ekşilik-asitlik giderici bir madde katılmasıdır. Bu
madde pekmez toprağı olabileceği gibi karbonat, sönmüş kireç veya odun
külü de olabilir.
Ekşilik
giderici olan bu maddeler üzümün ezilmesi sırasında katılabileceği gibi
şıra soğukken ve sıcakken de katılabilir. Fakat ne kadar şıraya ne
kadar asitlik giderici madde katılacağını kestiremeyiz.
Genelde 100 kg şıraya 3-4 kg.
pekmez toprağı katılmasına rağmen bu oran üzümün çeşidine, olgunluk
derecesine ve pekmez toprağının kireç nispetine göre değişmektedir. Ne
kadar şıraya ne kadar asitlik giderici madde katılması gerektiğini
anlamanın pratik yolları vardır. Şöyle ki; Şıraya bir miktar asitlik
giderici madde (örneğin odun külü) ilave edilir. Bu ilave ile şıranın
yüzünde köpük tabakası meydana gelir. Şıradan kabarcıklar ve bu arada
bir hışırtı duyulur. Bir süre sonra hepsi durur. Hala şırada bir
ekşilik varsa bu belirtiler tekrar görülür. Eğer şıranın ekşiliği
tamamen geçmişse odun külü ne kadar ilave edilirse edilsin bu
belirtiler artık görülmez. Ayrıca asitlik giderici madde gereğinden
fazla katılırsa pekmezin rengi adeta siyaha çalar bir koyulukta, eğer
gereğinden az katılırsa sarı ve turuncuya çalar bir azınlıkta olur.
Bundan
sonra şıra ocağa konur ve bir taşım kaynatılır. Buna şıranın
kestirilmesi denir. Şıranın kestirilmesinin çeşitli faydaları vardır.
Şıranın bir taşım kaynatılmasıyla şıranın içindeki mayalar ölür ve
şaraplaşma önlenmiş olur. Kestirilen şarap ocaktan alınır. Temiz bir
kaba aktarılarak 5-6 saat veya bir gün kendi haline bırakılır,
dinlendirilir. Bu dinlenme esnasında tortu yapan maddeler dibe çöker ve
şıra berraklaşır. Bir gün sonra yavaş yavaş kaynatma kazanına aktarılır
ki kabın dibindeki tortu kaynatma kazanına geçmesin. Böylece asitlik
azaldığı gibi sıranın bir hayli durulması da sağlanır. Kaynatma
kazanına alınan şıra ateşe konur ve tıpkı ekşi pekmezde olduğu gibi
pekmezin kıvama geldiği anlaşılıncaya kadar ateşte kaynatılır. Arzu
edilen kıvama gelince ateşten alınır ve muhafaza kaplarına aktarılır.
Serin ve kuru bir yerde kullanılıncaya kadar bekletilir. Muhafaza kabı
olarak cam kavanozlar, kalaylı bakır ya da emaye kaplar olabilir.
Yurdumuzda
ve Karadeniz bölgemizde en fazla üzüm pekmezi yapılmaktadır. Ev
ekonomisi için üreticilerimizin üzümlerini en iyi değerlendirme yöntemi
olduğunu düşünüyorum. Pek çok tüketicimiz tarafından arzu edip de
bulamadıkları hakiki kara üzüm pekmezi perakende satışının 20–50 YTL
arasında satıldığını duyduğumuzda üreticilerimiz için de iyi bir gelir
kaynağı olduğundan kara üzüm yetiştiriciliğini geliştirmeliyiz. Her
üreticimizin evinde yapabileceği üzüm pekmezini yapmalarını, çok
kıymetli olan bu gıdadan faydalanmalarını istiyoruz